IT Altyapınızda Elektrik Masraflarını Kısmak Artık Elinizde!

IT Altyapınızda Elektrik Masraflarını Kısmak Artık Elinizde!

ABD’de bulunan veri merkezleri her yıl elektrik masrafları için milyarlarca dolar harcıyor. İşte size enerji krizi sizi bulmadan önce elektrik masraflarını kontrol altında tutmak için birkaç öneri...

IT elektrik masraflarına karşı hep devam eden ilgisizliğin son zamanlarda değiştiğini görüyoruz. Özellikle internet şirketleri, mali kurumlar ve önde gelen perakendeciler bu konuyla artık daha çok ilgileniyorlar. Gittikçe daha fazla IT yöneticisi acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyor: Veri merkezindeki aydınlatma ve soğutma masrafları, IT departmanlarının gizli düşmanları! Hakkında hiç şüphe duyulmayan CIO’lara ölümcül bir sis gibi nüfuz ediyor ve yeni ekipmanları yerleştirme ve yeni uygulamaları devreye sokma kabiliyetlerine sekte vuruyor.


100’den fazla veri merkezi operatörüne danışmanlık hizmeti sunan Uptime Institute’un kurucusu ve yetkili müdürü Ken Brill, “Bir CIO yakın zaman içinde yeni bir veri merkezi kurmak zorunda kalmadıysa, bu görev onun için tam bir sürpriz olacak. Çünkü elektrik harcaması kendini veri merkezinin sermaye masrafında gösteriyor ve herşey siz kapasite eksikliği çekene kadar anlaşılmaz bir şekilde gelişiyor” diyor.


Uzmanların söylediğine göre veri merkezinin elektrik ve soğutmasını kontrol altına alan CIO’lar IT operatörlerinin masraflarını önemli ölçüde azaltabilirler, şirketlerinin kârlarını artırabilirler ve rakiplerine karşı stratejik avantaj kazanabilirler. Microsoft’un global vakıf hizmetlerinin en önemli elektrik ve soğutma mimarı Christian Belady konuyla ilgili şunları söylüyor: “Burada muazzam bir fırsat söz konusu. Verimliliğe dikkat ederek ve faaliyetlerinizi iyileştirerek veri merkezinizin doğurduğu masrafları önemli ölçüde azaltabilirsiniz. IT faaliyetleri masraf pastasında gittikçe daha büyük yer kapladığı için şirketlerin faaliyetlerini ne kadar iyi yönettiği ve veri merkezlerini ne kadar verimli çalıştırdığı para kazanmak ile kazanmamak arasındaki farkı oluşturuyor. Yine rakiplerine göre daha düşük masraf yapısına sahip olan şirketler, Wall Street’te daha kolay galip gelebiliyor” diyor.

Veri merkezinde elektrik problemi

Uzmanlara göre bir veri merkezinin elektrik ve soğutma masrafı genelde içinde bulunan IT ekipmanlarının masraflarından daha fazla tutuyor. Bunun nedeni günümüzün IT sistemlerinin –sunucular, yönelticiler ve şebekeye bağlı depolama dahil- her çipte daha fazla iletkeni bir araya getirmesi ve tek bir kaplama alanında veya daha küçük bir kaplama alanında daha çok enerji isteyen çiplerin bulunması. Bu arada şirketler daha fazla hesaplama döngüsü talep ediyor ve bu da onları daha çok sunucu kullanmaya zorluyor. Her ne kadar günümüzün sunucuları eski modellere göre enerji açısından daha verimli olsa da, uzmanlar enerji verimliliğindeki iyileştirmelerin hesaplama performansındaki artışlara ayak uyduracak seviyede olmadığını belirtiyor.


Günümüzün IT ekipmanlarında eskiye göre daha fazla UPS, jeneratör, klima sistemi ve güç dağıtım kapasitesini ihtiyaç var. Bu sebeple sunucuları yerleştirmeye çalışan IT yöneticileri, veri merkezlerinde daha fazla boş yer, elektrik ve soğutma kapasitesi olmadığını görerek şaşkınlığa düşüyorlar.


Amerikan Güç Dönüşümleri (APC) Veri Bilimi Merkezi Başkan Yardımcısı Carl Cottuli, “Ortalama bir CIO, elektrik faturasından bir dereceye kadar haberdardır fakat kendi veri  tesisi için geçerli elektrik ve soğutma limitlerini gayet iyi bilir. Son birkaç yıl içinde, bu konu gerçekten ön plana çıktı. Aslında bu sorun her zaman vardı fakat IT yöneticisinin masasında duran diğer sorunlara göre daha az dikkat çekiyordu. Oysa artık teşebbüslerin, kullandığı tipte sunucuların yerleştirilmesinde direkt etkisi var ve bilgisayar uygulamasına çevirme ve bütünleştirme çabalarında önemli bir yer tutuyor. Veri merkezlerinin elektrik ve soğutma kapasitesini yönetemeyen CIO’lar, ekipman alabilirler (fişe takmaya hazır ekipmanları vardır), çünkü ellerinde uygun elektrik veya soğutma kapasitesi mevcut değildir” diyor.


Sorunun bir bölümü birçok veri merkezi operatörünün binalarındaki enerji verimliliğini ölçmemesinden veya takip etmemesinden kaynaklanıyor. Bir IT endüstrisi konsorsiyumu olan Gren Grid, bu konuyla ilgili iki yeni metris getirdi: Elektrik Kullanımı Verimliliği (PUE) ve Bilgi İşlem Merkezi Altyapısı Etkinliği (DCİE). Bu ölçü birimleri bir veri merkezinin IT ekipmanlarının gereksinim duyduğu genel elektrik ve soğutma masraflarının ne kadar iyi yönettiğini gösteriyor. Ancak uzmanlara göre sadece birkaç bilgi merkezi operatörü bu ölçü birimlerini kullanıyor.


Microsoft’tan Belady bu konuda şunları söylüyor: “Ölçmezseniz iyileştiremezsiniz. Yıllardır en iyi uygulamalar hakkında çeşitli müşterilerle konuştum. Bir yıl sonra bu müşterileri tekrar ziyaret ettiğimde en ufak bir değişiklik yapmadıklarını gördüm, çünkü elde edecekleri faydaları ölçmemişlerdi.”
Ancak 2007 yılında şirketlere enerji kullanımı azaltma ve daha “yeşilci” olma yönünde yönetim kurulu ve hissedarlardan baskı gelmeye başladı. Şirketler elektrik faturalarına göz attıklarında en çok elektrik kullanan bölümün veri merkezi olduğunu gördüler.


Uptime Institute’dan Brill, “Veri merkezi, diğer departmanlara göre metrekare başına 40 kat daha fazla elektrik tüketiyor. Bir enerji denetimi yaptığınızda, bu konuyu derhal fark edeceksiniz. Büyük bir şirket, veri merkezi daha etkin hale getirilerek 10 yıl içinde milyonlarca dolar tasarruf edebilir” diyor.


Veri merkezindeki bu elektrik problemi aslında politikacıların da dikkatini çekecek kadar ciddi bir sorun. 2000 ile 2006 yılları arasında, ABD’de bulunan veri merkezlerinin tükettiği elektrik miktarı iki misline çıktı ve ABD Çevre Koruma Dairesi’nin (EPA) sunucu ve veri merkezi verimliliği konusunda Kongre’ye hazırladığı rapora göre, 2011 yılına kadar iki misli artacak. EPA, veri merkezlerinin 2006 yılında yaklaşık olarak 61 milyar kilowatt saat elektrik tükettiğini tahmin ediyor; bu ise maliyet olarak 4.5 milyar dolar anlamına geliyor ve tüm ABD’de kullanılan elektrik için kesilen toplam faturanın yüzde 1.5’ine eşit.


IT ile bağlantılı enerji kullanımı iki nedenden ötürü CIO’lar için öncelikli bir konu olmaya devam ediyor: Veri merkezleri soğutma sistemlerinin önde gelen tedarikçisi olan Liebert’in enerji hamleleri müdürü Jack Pouchet’in dediğine göre, bu nedenlerden birincisi artan elektrik maliyetleri . İkincisi ise IT karbon ayak izini azaltma yönünde yapılan baskılar.

Enerji verimliliğinin test edilmesi
Veri merkezindeki elektrik probleminin çözülmesinde ilk hamle, enerjiyi verimli kullanan IT donanımlarının, elektrik ve soğutma ekipmanlarının satın alınması olmalı.


Illinois Bloomington’daki State Farm Life Insurance şirketi, sunucular, bilgisayarlar ve diğer şebeke parçalarını satın alırken enerji verimliliğini hesaba katan birkaç şirketten biri. Şirketin imkânlar ekibi, veri merkezlerine giden tüm sistemlerinin elektrik tüketiminin test edilmesi için IT departmanıyla birlikte hareket ederek bir laboratuvar kurdu. Şirketin idari işler müdürü Ron Kalley’in söylediğine göre, şirket satıcının sağladığı ve doğru olmadığı anlaşılan enerji verimliliği istatistiklerinden çok, kendi test ekipmanlarına güvenmeyi tercih ediyor. “Bizim için hangi sunucunun veya bilgisayarın daha verimli çalıştığını tespit etmenin tek yolu, kendi ağımız içinde yer alan iş yerine koyup, kullanmayı planladığımız şekilde çalışırken test etmek ve bizim için neler yapabildiğini görmek” diyor Kalley.


Örneğin geçen yıl State Farm 200 bin iş istasyonu satın alırken elektrik tedariki ünitelerini test etti. Böylece şirket daha verimli elektrik tedarik ünitesi satın almak amacıyla her iş istasyonu için 15 dolar fazla harcama yaparsa, bu yatırımının geri dönüşünü azalan enerji masraflarıyla sağlayabileceğini anladı. Kalley, “Gereken değerleme çalışmasını yapar ve ekipmanların elektrik tüketimine bakarsak, para tasarruf edebileceğimizi çalışanlarımızın anlamasını sağladık” diyor ve ekliyor: “İş istasyonlarımız üç yıllık bir rotasyona tabi, bu yüzden ikinci ve üçüncü yıllarda elektrik için neredeyse hiç ücret ödemeyeceğiz.”


State Farm, 2004 yılında beklenmedik bir şekilde veri merkezlerinden birinde meydana gelen kapasite kaybından sonra, IT faaliyetlerinden kaynaklanan masrafları izlemeye aldı. Bu durumu, “2004 yılında harcanan IT sermayesiyle bağlantılı masraflara dikkat etmeye başladık” diye açıklayan Kalley, “Böylece sermaye harcamalarının ve işletme masraflarının yönetiminde neler yapmamız gerektiğini düşünmeye başladık. Hayat sigortası masraflarını değerlendirirken daha ileriye dönük hareket etmemiz gerekiyordu. State Farm’ın ilk odaklandığı nokta, tekrar desteksiz kalmaması için veri merkezi kapasitesinin daha iyi yönetilmesi oldu. Şimdi şirket veri merkezi kapasitesini en az 24 ay öncesinden planlıyor ve böylece idari işler ekibi IT departmanının ihtiyaçlarını daha iyi karşılıyor” diyor.


2005 yılında 1U, 2U ve 3U sunucular satılmaya başlandığını ve insanların M&M’lar gibi bunları satın aldıklarını sözlerine ekleyen Kalley, IT departmanında çalışanların en düşük masrafla alabilecekleri kadar bunlardan satın aldıklarını fakat gerekli elektrik tedarik ünitelerine bakmadıklarını, bu nedenle söz konusu akımın önünü kesmek zorunda kaldıklarını ifade ediyor.


State Farm, kendi laboratuvarlarında veri merkezi için düşünülen ekipmanların elektrik tüketimini test etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu ekipmanların performanslarını ve güvenilirliğini de kontrol ediyor. Laboratuarda test edilen ekipmanlar arasında PC’ler, sunucular, güç dağıtım üniteleri, statik transfer şalterleri, şebeke ekipmanları ve saklama cihazları bulunuyor. Ancak Kalley’in dediğine gore, test laboratuvarından enerji tasarruflarını ölçmek hâlâ zor bir iş: “Her zaman için kilowatt tüketimini aşağı çekmeye çalışıyoruz fakat enerjinin fiyatı da daima artıyor. Bence buradan elde edilebilecek fayda, tasarruftan ziyade masraftan kaçınmak olmalı.”


State Farm’ın veri merkezindeki elektrik tüketimini ele almasının bir avantajı da, şirketin idari işler ekibi ile IT departmanı arasında gelişen yakın iş ilişkisi. İdari işler grubu, veri merkezinin elektrik faturasını IT grubuyla paylaşıyor ve ikisi test etme, istihsal ve diğer faaliyetlerde ortaklaşa çalışıyorlar.


“Sorun sadece enerji tüketimiyle ilgili değil. IT departmanı ile birlikte yapmaya çalıştığımız diğer şey kapasitenin sonsuz olmadığı anlayışını yerleştirmek” diyor Kalley. “Tüketimimizi elimizden geldiğince iyi yönetmeye çalışıyoruz, böylece tesislerimizden birinin kapasitesini yükseltmek amacıyla milyonlarca dolar harcamadan önce, dört, beş veya altı ay daha bekleyebiliriz. İşte bu işin masraftan kaçınma kısmı”.


Kalley, veri  merkezlerinin kapasitesini iyi yönetenlerin kurumsal karbon ayak izi şartlarını da yerine getirebildiklerini sözlerine ekliyor. “State Farm’da veri merkezlerimiz için harcanan enerji, tüm taşınmaz mallar portföyümüzün yüzde 25’ine denk geliyor. Herkes yeşilci olmaktan bahsediyor. Bense sadece inatçı ve etkin operatörlerden bahsediyorum. Bunu sağlarsınız zaten yeşilci olursunuz” diyor Kalley.

Ölçü birimleri üzerine odaklanma
Uzmanların tavsiyesine göre, veri merkezi operatörleri veri merkezindeki elektrik kullanımını gerçek zamanlı olarak ölçmeye ve izlemeye başlamalı. Önemli bir ölçüm birimi Green Grid’in PUE’si ve bir veri merkezindeki IT ekipmanlarının kullandığı elektriğin, elektrikli diğer sistemlerde ve soğutma sistemlerinde kullanılan elektriğe oranını gösteriyor. Veri merkezi operatörleri 2’den az PUE’yi hedeflemeli ve uzmanların söylediğine göre ideal olanı PUE’nin 1’e mümkün olduğu kadar yakın olması. Diğer bir deyişle IT ekipmanlarınız için 1,000 watt güce ihtiyaç duyuyorsanız, veri merkezinizin ihtiyacı da genelde 2,000 watt’tan fazla olmamalı. ABD’deki en büyük dördüncü mali kurum olan Wachovia’nın Birmingham, Alabama’da 1.6’lık bir PUE ile faaliyet gösteren bir veri merkezi var. Charlotte, N.C.’de bulunan Wachovia’daki kurumsal taşınmaz mallardan sorumlu kıdemli başkan yardımcısı Bob Cashner, “Yeni veri merkezleri tasarlama aşamasındayız ve PUE’yi 1.4’e düşürmeye çalışıyoruz. İdeal olarak bu rakamı 1’e çekebiliriz. Aslında amacımız da bu. PUE’mizi gittikçe düşüren şeyler yapmaya çalışıyoruz.


Birmingham, tesisi için Wachovia piyasadaki en çok enerji tasarrufu sağlayan UPS sistemlerini, jeneratörlerini ve soğutucuları kullandı. Uzun vadede en düşük satın alma ve işletme masraflarına ulaşmaya çalışıyoruz. İlk günde belki birkaç dolar fazla harcayabilirsiniz fakat uzun vadede paradan tasarruf edersiniz” diyor.


Wachovia ihtiyaç duyduğu sunucuların sayısını azaltmak için veri merkezinde sanallaştırmayı kullandı ve 16 bireysel sunucuyu bir tane sanallaştırılmış sunucuyla değiştirdi. Bundan sonraki veri merkezi için Wachovia, geleneksel AC yerine, IT ekipmanlarında DC güç kullanmayı düşünüyor. Cashner’a göre bu, UPS sistemlerindeki dönüşüm zararlarıyla uğraşma zorunluluğunu ortadan kaldıracak.


Wachovia’nın veri merkezi verimliliğinde lider olmasının nedenlerinden biri de idari işler ve IT departmanlarının birbirine yakın çalışması. “Yıllardır yaptığımız şeylerden biri de konuyla ilgili tüm uzmanları -risk, güvenlik, teknoloji ve kurumsal taşınmaz mallar- aynı masaya oturtmak. Böylece farklı faktörler arasında denge sağlayan en iyi çözümü elde etmeye çalışıyoruz” diyor Cashner.


Veri merkezlerinin masrafları artıkça, bu ilişki şüphesiz daha önemli hale gelecek. Örneğin Wachovia’nın 2006’da açılan, 225,000 futkare büyüklüğündeki Birmingham binası, 112 milyon dolara mal oldu. Bu bina bugün inşa edilseydi, Cashner’a göre 182 milyon dolara mal olurdu.
Cashner, “Wachovia’nın gerçekten iyi yaptığı şeylerden biri de kapasite planlamadır. Kritik öneme sahip veri merkezlerimizdeki yük artışını, iş birimlerinden gelen istekleri görmemizi sağlayan iyi bir iletişim hattıyla önceden tahmin edebiliyoruz. Bu da farklı paydaşlar arasında iyi bir çalışma ilişkisinin mevcut olmasından kaynaklanıyor” diyor.


Cashner’a göre Wachovia’da veri merkezlerinin enerji verimliliği konusu “son derece” önemli: “Başta CEO’muz olmak üzere, bize yeşilci bir kuruluş olacağımız sözü verildi. Enerji verimliliği üzerine sanki lazer ışınıyla odaklandık ve bunu uzun zamandır yapıyoruz.”

CIO’lar için elektrik riski
Bilgi merkezlerindeki etkinliği ve verimliliği Wachovia ve State Farm gibi ölçmeyen ve iyileştirmeyen şirketler, uzmanlara göre rekabet güçlerini yitirme riskiyle karşı karşıya kalıyor. Liebert’den Pouchet uyarıyor: “Veri merkezindeki etkinliği iyileştirmeyen şirketler, piyasa dışı kalacaklar çünkü işlem başına maliyet, bunu yapan diğer şirketlere göre önlerine engel koyacak kadar daha pahalı olacak.”


ABD’deki Yeşil Bina Konseyi’nin yakın bir zaman içinde veri  merkezlerini derecelendireceği düşünülürse, Pouchet’in veri  merkezleri gümüş, altın veya platin derecesi almayan şirketlerin tercih edilmeyen şirketler olacağı tahmini pek yanlış sayılmaz: “İnsanlar veri merkezi derecelendirmelerine sizinle iş yapmadan önce göz atacaklar. Bir ile üç yıl içinde, insanların kartvizitlerinde şöyle bir yazı olacak: Altın derecesi alan bir veri merkezimiz var.”


Uptime Institute’den Brill, “Veri merkezindeki ekipmanlara elektrik ve soğutma temin etme masrafı, bu merkezdeki kullanılan ekipmanların tam kullanım süresi için ödenen masraflardan bir buçuk misli fazla. Bana kalırsa bu oran üç veya dörde çıkıyor. Aslında sorun bu artışın veri merkezi artık çalışamaz duruma gelene kadar pek fark edilmeden ortaya çıkması” diyor.


Uzmanlara göre veri merkezlerindeki elektrik ve soğutma sorununu sunucu sanallaştırması yoluyla çözdüğüne inanan CIO’lar aslında yanılıyor. Sanallaştırma tek seferlik bir hamle. Bu sizin bilgi merkezinin verimliliği sorunuyla uğraşmanızı biraz erteleyebilir fakat sorunun tam olarak çözüldüğü anlamına gelmez.


Microsoft’dan Belady, “Sanallaştırma bir süre için enerji masraflarını eşik çizgisinin altına çekebilir fakat masraflar sonradan yine artacaktır. Sanallaştırma size zaman satın alır fakat bunun ötesinde size daha çok enerji verimliliği sağlayamaz” diyor.
Kullandıkları imkânlardan nasıl daha çok verim elde edebileceğini bulan veri merkezi operatörleri, uzmanlara göre çalışanları için gerçek bir değer haline gelecek.


APC’den Cottuli, “Verimlilik metodolojileri aynı kilowatt saat kullanımıyla daha fazla hesaplama olanağı sağlarlar. Bir iş müdürünün saniyede 5 bin işleme ihtiyacı olabilir. Veri merkezi müdürü daha iyi soğutma ve sanallaştırma gibi verimlilik yaratan unsurları devreye sokabilirse ve iş müdürüne aynı kilowatt saati kullanarak daha çok işlem verebilirse, bu her iki tarafın da kazançlı olduğu bir durum olur” şeklinde konuşuyor.


Veri merkezindeki elektrik ve soğutma problemi Brill’e göre, IT ekonomisini tamamen değiştiriyor ve bu yeni matematiğe uyum sağlayamayan CIO’lar çok ağır yatırım hataları yapma riskiyle karşı karşıya!
   
* Carolyn Duffy Marsan tarafından yazılan bu makale “Network World” sitesinden alınmıştır.

 

Uptime Institute Kurucusu ve Yetkili Müdürü Ken Brill: “Veri merkezi, diğer departmanlara göre metrekare başına 40 kat daha fazla elektrik tüketiyor. Bir enerji denetimi yaptığınızda, bu konuyu derhal fark edeceksiniz. Büyük bir şirket, veri merkezi daha etkin hale getirilerek 10 yıl içinde milyonlarca dolar tasarruf edebilir.” 

 
Çözümler
 

created by

Mingus Design Studios